Arabesk müziğin radyolarda yasaklandığı yıllarda birçok sanatçı gibi Ferdi Tayfur da sinemaya yöneldi. Ferdi Tayfur’un sinema yolculuğu, yalnızca bir sanatçının kamera karşısındaki başarı hikâyesi değil; aynı zamanda bir kuşağın duygularına, acılarına ve umutlarına tercüman olan bir sinema geleneğinin doğuşudur. Her şey, çocuk yaşlarda Adana’daki Tan Sineması’nda başlayan bir hayalle başladı. Bu hayal, 1970’li yıllarda sahnelerin yıldızına, ardından da sinemanın kalbine uzanan etkileyici bir serüvene dönüştü.
1976 yılında Çeşme, Ferdi Tayfur’un ilk sinema filmi olarak yaklaşık 12 milyon izleyiciye ulaştı. Çeşme’nin ardından gelen Derbeder, Tayfur’un doğallığını ve halkla kurduğu samimi bağı pekiştirdi. Kamera karşısında rol yapmıyormuş hissi veren oyunculuğu, onu kısa sürede arabesk sinemanın simge isimlerinden biri haline getirdi. Şarkıları filmlerine, filmleri şarkılarına güç kattı.
34 filmde başrol oynayan Tayfur; senaryo yazarlığı ve yönetmenliğiyle müzik ile sinemayı birleştirerek arabesk sinemada kalıcı ve özgün bir iz bıraktı.